
Rize’de hava her zaman olduğu gibi biraz puslu, biraz yağmurlu ama bu kez Çaykur Didi Stadyumu çevresinde farklı bir heyecan dalgası hakim. Sezonun ilk yarısında beklediği ivmeyi yakalayamayan, İlhan Palut ayrılığı sonrası bir bocalama dönemi geçiren Atmacalar, Recep Uçar yönetiminde “yeni bir nefes” arıyor.
Transfer döneminin kapanmasına saatler kala gelen Frantzdy Pierrot hamlesi, sadece bir santrafor takviyesi değil; aslında yönetimin “Biz bu yarışta havlu atmadık” mesajıdır. AEK’dan kiralanan Haitili golcü, fizik kalitesi ve bitiriciliğiyle tam da Rizespor’un aradığı o “yırtıcı” profil. Recep Uçar’ın haftalardır “skora katkı yapacak bir forvet lazım” çağrısı, transferin son düzlüğünde karşılık buldu. Pierrot, Karadeniz’in sert futboluna uyum sağlarsa, ligin ikinci yarısında çok can yakacağı kesin.
Pazar günü oynanacak olan Galatasaray maçı, kağıt üzerinde “zorlu bir randevu” gibi görünse de Rizespor için aslında bir momentum yakalama fırsatı. Son üç yılın şampiyonuna karşı, üstelik kendi evinde oynayacak olan Atmacalar için galibiyet demek, sadece 3 puan değil; tüm şehre yayılacak devasa bir özgüven demek. Recep Uçar’ın “rakibe saygı duyuyoruz ama sahamızda kazanmak istiyoruz” duruşu, oyuncu grubuna gereken mesajı net bir şekilde veriyor.
Rizespor taraftarı tutkuludur, hırslıdır; ancak bu dönemde ihtiyacımız olan tek şey sabır. Kadroda ciddi bir sirkülasyon var. Emir Ortakaya gibi genç ve dinamik stoper takviyeleri, kalede yeni arayışlar ve hücum hattındaki tazelenme… Hepsi bir uyum süreci gerektiriyor.
Yeşil-mavili renklerin Süper Lig’de sadece “yer kaplayan” değil, “oyun kuran” ve “korkulan” bir ekip olması için tüm taşlar yerine oturmaya başladı. Eğer Pierrot beklenen patlamayı yapar ve Recep Hoca’nın oyun felsefesi Galatasaray maçıyla perçinlenirse, Çaykur Rizespor için “alt sıralardan kurtulma” hedefi yerini kısa sürede “üst sıraları zorlama” hedefine bırakacaktır.
Şimdi vakit; küsmek ya da eleştirmek değil, stadyumu inletip Atmacayı uçurma vaktidir!